5 Mayıs 2026'da TBMM'ye sunulan kanun teklifi, yabancı avukatlık ortaklıklarının Türkiye'deki faaliyet sınırını ve mütekabiliyet zorunluluğunu kaldırmayı öneriyor. TBB sert biçimde karşı çıktı; tartışma ise hâlâ devam ediyor.

5 Mayıs 2026'da TBMM'ye sunulan kanun teklifi, yabancı avukatlık ortaklıklarının Türkiye'deki faaliyet sınırını ve mütekabiliyet zorunluluğunu kaldırmayı öneriyor. TBB sert biçimde karşı çıktı; tartışma ise hâlâ devam ediyor.

"Bir Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi" 5 Mayıs 2026'da TBMM'ye sunuldu. Teklifin 6'ncı maddesi, 4875 sayılı Doğrudan Yabancı Yatırımlar Kanunu'na yeni bir madde eklenmesini ve Avukatlık Kanunu'nun yabancı ortaklıklara ilişkin sınırlamalarını fiilen hükümsüz kılmayı öneriyor. Türkiye Barolar Birliği teklife yönelik açıklamasında, düzenlemenin hukuk sisteminin özüne aykırı olduğunu vurguladı. Bu yazıda teklifin ne getirdiğini, mevcut Avukatlık Kanunu m.44 düzenini, TBB'nin gerekçelerini ve özellikle solo ile küçük büro pratiğine olası etkilerini değerlendireceğiz.

Kanun Teklifi Ne Diyor?

Teklif iki temel değişikliği gündeme getiriyor:

  • Faaliyet sınırının kaldırılması: Mevcut düzende yabancı avukatlık ortaklıkları yalnızca "yabancı hukuklar ve milletlerarası hukuk" konularında danışmanlık verebiliyor. Teklif bu sınırlamayı hukuken işlevsiz hâle getirecek bir çerçeve öneriyor.
  • Mütekabiliyet koşulunun fiilen çıkarılması: Şu anda yabancı ortaklığın Türkiye'de faaliyet gösterebilmesi için, yabancı ortaklarının ülkesinde Türk avukatlara ve Türk ortaklıklarına aynı esaslarda hizmet imkânı tanınmış olması gerekiyor. Teklif, bu koşulu ortadan kaldıracak biçimde 4875 sayılı Kanun'a yeni bir madde ekleyerek özel düzenlemeye gidiyor.

Düzenleme, yabancı yatırımı teşvik söylemi üzerinden inşa ediliyor; ancak avukatlık mesleğinin yargının kurucu unsuru olduğunu vurgulayan kesim için bu yaklaşım, mesleği yatırım hukuku zeminine taşımak anlamına geliyor.

Mevcut Düzen: Avukatlık Kanunu Madde 44

Avukatlık Kanunu'nun 44'üncü maddesi, avukatlık ortaklığının çerçevesini çiziyor. Maddenin ilgili kısmı, yabancı avukatlık ortaklıklarının ancak yabancı sermayeyi teşvik mevzuatı çerçevesinde ve bu Kanun ile Avukatlık Ortaklığı Yönetmeliği'ne uygun biçimde kurulmaları hâlinde Türkiye'de faaliyete geçebileceğini söylüyor. Faaliyet alanı ise iki başlıkla sınırlı: Yabancı hukuklar ve milletlerarası hukuk danışmanlığı.

Bu sınır, yabancı ortaklıkta çalışan Türk avukatları da kapsıyor; yani Türk barosuna kayıtlı bir avukat dahi söz konusu ortaklık çatısı altında yerel hukukta dava ve danışmanlık yapamıyor. Buna karşılık baroya kayıt zorunluluğu, yabancı ortaklığın bizzat kendisi için aranmıyor.

Tanım: Mütekabiliyet (Karşılıklılık) İlkesi. Bir hak veya yetkinin yabancı kişi ya da kuruluşa tanınmasının, o yabancının ülkesinde Türk kişi ya da kuruluşlara aynı hak ve yetkinin tanınmış olması koşuluna bağlanmasıdır. Avukatlık Kanunu m.44'te yabancı ortaklıkların Türkiye'de faaliyet göstermesi bu ilkeye bağlanmıştır.

Avukatlık Ortaklığı Yönetmeliği de bu çerçeveyi detaylandırarak ortaklığın kuruluşu, sicile tescili, denetimi ve fesih süreçlerini düzenliyor. Yapı, hem mesleğin korunması hem de Türk avukatların yurt dışında karşılıklı şekilde çalışabilmesi mantığıyla kurgulanmış.

TBB'nin Karşı Çıkış Gerekçeleri

Türkiye Barolar Birliği, 5 Mayıs 2026 sonrası yayımladığı açıklamada teklifin temel yapı sorunlarını maddeler hâlinde sıraladı. Bunlardan öne çıkanlar şöyle:

  1. Avukatlığın özüne aykırılık. Avukatlık, Anayasa ve yargı sistemi açısından bağımsız savunmayı temsil eder. Teklifin "hizmet ticareti" çerçevesi, mesleği ticari emtiaya dönüştürür ve bağımsızlık ilkesini zayıflatır.
  2. Mütekabiliyetin korunması. Mütekabiliyet ilkesi, Türk avukatlarının yurt dışında pazara erişimini güvence altına alır. Tek taraflı kaldırılması, Türk büroların yurt dışı pazara giriş pazarlık gücünü düşürür.
  3. Denetim boşluğu. Baroya kayıt zorunluluğu olmayan bir yapının disiplin, sır saklama ve kalite denetimi mekanizması zayıftır. Bu durum hem müvekkil hem yargı için risk yaratır.
  4. Mesleki bütünlük. Türk hukukunu yalnızca yabancı ortaklık çatısı altında uygulanabilir hâle getirme ihtimali, yerel meslek pratiğinin tek tip ve dış kaynaklı süreçlere uyumlanmasına yol açabilir.

TBB açıklaması yalnızca metni eleştirmiyor; aynı zamanda barolar ve meslek örgütleri arasında ortak görüşmelerin hızlandırılmasını talep ediyor. Komisyon görüşmeleri sürerken kamuoyunda ve baro çalıştaylarında konunun ısınması bekleniyor.

Solo Avukat ve Küçük Büro Pratiğine Olası Etkiler

Tartışma yalnızca büyük kurumsal büroları ilgilendirmiyor; aksine kanun teklifi yürürlüğe girerse asıl etkinin solo avukatlar ve küçük bürolar üzerinde olacağı söyleniyor. Olası senaryolar şöyle:

  • Müvekkil havuzunda rekabet. Uluslararası şirket müvekkillerinin Türkiye operasyonları, yabancı bağlı ortaklık ofislerine yönelebilir. Bu segmentte hizmet veren küçük bürolar daha keskin rekabetle karşılaşabilir.
  • Fiyat baskısı. Büyük çaplı yapıların yatırım, M&A ve regülasyon danışmanlığında geniş kapasitesi, küçük bürolar üzerinde saatlik ücret baskısı yaratabilir.
  • Vekalet ücreti ve ortaklık yapısı. Yabancı yapıların gelir paylaşım modelleri, Türk piyasasındaki vekalet ücreti pazarlığını dönüştürebilir. Birim iş başına ücret azalsa bile dava sayısı artarsa süreç yönetimi merkezi konuma gelir.
  • Stajyer ve genç avukat istihdamı. Yabancı yapıların İngilizce ve teknoloji yetkinliği arayışı, genç avukatlar için fırsat oluşturabilir; ancak yerel sicil deneyimi olan kademelerin emek pazarındaki ücretlemesi farklılaşabilir.
  • Hizmet alanlarında uzmanlaşma baskısı. Genel pratik yapan solo avukatlar için "niş uzmanlık" (örneğin KVKK, fikrî mülkiyet, enerji, sağlık hukuku) önemi daha da artabilir.

Bu olası etkilerin hepsi senaryo; gerçekleşip gerçekleşmemesi teklifin son hâline, geçiş hükümlerine ve uygulamadaki düzenleyici tavra bağlı. Yine de küçük büroların bu süreçte iki yönde de hazırlık yapmaları kıymetli: Hem mesleki bütünlük tartışmasına aktif katılım hem de operasyonel verimlilik için iç altyapı güçlendirme.

Süreç ve Olası Senaryolar

Kanun teklifinin önündeki yol uzun. Bir teklif TBMM'de görüşülürken şu aşamalardan geçer: Komisyona havale, komisyon görüşmeleri, Genel Kurul, varsa Cumhurbaşkanı'na sunum ve Resmî Gazete'de yayımlanma. Her aşamada metin değişebilir; özellikle meslek örgütlerinin görüşü, komisyon raporlarına yansıyabilir. Olası üç senaryo:

  1. Teklif aynen yasalaşır. Bu durumda yabancı avukatlık ortaklıkları için mütekabiliyet ve faaliyet sınırı fiilen kalkar. Geçiş hükümlerinin nasıl yazıldığı uygulamayı belirler.
  2. Yumuşatılmış metin geçer. Mütekabiliyet kısmen korunur, faaliyet alanı tanımı yeniden çizilir. Bu senaryoda bürolarda kademeli uyum süreci yaşanır.
  3. Teklif geri çekilir veya kadük olur. Mevcut Avukatlık Kanunu m.44 düzeni korunur. Bu senaryoda dahi tartışma mesleğin yapı sorunlarını yeniden gündeme getirir.

Hangi senaryo gerçekleşirse gerçekleşsin, bürolar bekleme döneminde dosya yönetimi, müvekkil iletişimi ve vekalet ücreti takibi gibi alanları sıkılaştırmaktan kazanç sağlar. Hukuki sürecin sonucundan bağımsız olarak operasyonel disiplin, her piyasa konjonktüründe avukatın rekabet gücünü artırır.

Tarihsel Çerçeve: Mütekabiliyet Türkiye'de Nasıl Şekillendi?

Mütekabiliyet ilkesi, Türk avukatlık mevzuatına 1969 tarihli 1136 sayılı Avukatlık Kanunu döneminden bu yana giderek somutlaşan bir çizgi izliyor. 2001 yılındaki değişiklikle "avukatlık ortaklığı" kurumunun mevzuata girmesi, yabancı ortaklıkların Türkiye'deki çalışma çerçevesini tartışmaya açtı. Aynı dönemde Türkiye Barolar Birliği tarafından çıkarılan Avukatlık Ortaklığı Yönetmeliği, ortaklığın sicile tescili, denetimi ve fesih süreçlerini detaylandırdı.

Bu tarihsel çizgide üç ilke bütünlüklü biçimde işledi: Mesleğin yargının kurucu unsuru olması, savunmanın bağımsızlığı ve Türk avukatlarının uluslararası pazardaki konumunun mütekabiliyet ile dengelenmesi. 2026 teklifi, bu üçayağın özellikle birinci ve üçüncü ayağına dokunduğu için sektörden gelen tepki şiddetli oldu.

Geçiş Dönemi: Bürolar İçin Pratik Öneriler

Kanun teklifi yasalaşsa da yasalaşmasa da bürolar şu anda kendilerine yatırım yapmaktan kazanç sağlar. Aşağıdaki beş başlık, hangi senaryoda olursanız olun değer üretir:

  1. Müvekkil sınıflandırması: Mevcut müvekkillerinizi sektör, dava türü ve fatura hacmine göre sınıflandırın. Hangi segmentlerde derinleşmek istediğinizi netleştirmek, rekabet artarsa karar verme hızınızı yükseltir.
  2. Vekalet ücreti şeffaflığı: Sözleşmelerinizde saat bazlı, başarı primli veya götürü ücret yapısını netleştirin. Belirsizlik, fiyat baskısı altında en hızlı erozyona uğrayan yapıdır.
  3. Süre ve duruşma takibi: Otomatik hatırlatma, çift kontrol ve mobil erişim olmadan yürütülen takibin hatası tek bir kaçırılmış süreyle bedele dönüşür. Dijital takip artık lüks değil temel disiplin.
  4. Bilgi yönetimi: Geçmiş dosyalardan örnek dilekçe, tipik kararlar ve mütalaa arşivinizi aranabilir hâle getirin. Bu arşiv hem zaman kazandırır hem yeni avukatların ekibe entegrasyonunu hızlandırır.
  5. Baro ve meslek örgütü ilişkisi: Süreçte sesinizi duyurmanın yolu komisyon ve çalışma gruplarıdır. Mesleki tartışmaya katılmak yalnızca etkilenmek değil etkilemek anlamına da gelir.

Bu beş başlığın hiçbiri kanun teklifinin sonucundan etkilenmez; her senaryoda kazanç getirir. Rekabet artarsa fark yaratırsınız; mevcut düzen korunursa daha sıkı çalışan bir büroya sahip olursunuz.

Müvekkil İletişiminde Bu Tartışmayı Nasıl Yönetmeli?

Şirket müvekkilleriniz konuyu büyük ihtimalle iş haberlerinden takip ediyor. Onlardan gelecek soru, "Bu değişiklik bize ne olur?" şeklinde olacaktır. Doğru iletişim üç madde üzerinden kurulabilir: Birincisi, teklifin henüz yasalaşmadığı ve sürecin devam ettiği bilgisi paylaşılmalı. İkincisi, mevcut Avukatlık Kanunu m.44 çerçevesinde yabancı ortaklıkların Türk hukukunda dava ve duruşma yetkisinin olmadığı, yalnızca yabancı hukuk ve milletlerarası hukuk danışmanlığı verebildiği hatırlatılmalı. Üçüncüsü, hangi senaryoda olursa olsun büronuzun müvekkil dosyalarını, vekalet ücretini ve süreleri sıkı yönetmeye devam ettiği vurgulanmalı. Bu çerçeve hem güven hem profesyonel duruş iletir; spekülasyondan kaçınarak müvekkilin işine odaklanır. Bilgilendirme not'unu yıl içinde önemli aşamalarda yenilemek, müvekkille düzenli teması da değerli bir alışkanlık hâline getirir.

Sıkça Sorulan Sorular

Kanun teklifi yasalaştı mı?

Hayır. Teklif 5 Mayıs 2026'da TBMM'ye sunuldu ve komisyon süreci başladı. Genel Kurul ve sonraki aşamalar tamamlanmadan teklif yasalaşmış sayılmaz; metin de süreçte değişebilir.

Yabancı bir hukuk firması bugün Türkiye'de dava açabilir mi?

Mevcut Avukatlık Kanunu m.44 çerçevesinde yabancı avukatlık ortaklıkları yalnızca yabancı hukuk ve milletlerarası hukuk danışmanlığı verebilir; Türk hukukunda dava açma ve duruşmaya katılma yetkisi yoktur. Bu sınırın değişmesi için kanun değişikliği gereklidir.

Mütekabiliyet kaldırılırsa Türk avukatlar yurt dışında çalışma hakkı kazanır mı?

Hayır. Mütekabiliyetin tek taraflı kaldırılması, Türk avukatlara yurt dışında otomatik bir hak tanımaz. Yabancı ülkelerin kendi düzenlemeleri uyarınca Türk avukatların pazara girişi belirlenir; Türkiye tarafında pazarlık argümanı zayıflar.

Solo avukat olarak süreçte ne yapabilirim?

Baronuzun komisyon ve çalışma gruplarına katılarak görüş bildirmek önemli ilk adım. Aynı zamanda büronuzun dava, müvekkil, sözleşme ve vekalet ücreti yönetimini dijital olarak sıkılaştırmak, her senaryoya hazırlıklı olmanızı sağlar.

Yabancı ortaklığın disiplin denetimi nasıl olacak?

Mevcut düzende yabancı ortaklıkların kendisi için baroya kayıt zorunluluğu aranmaz; bu yapısal eleştiri TBB'nin de gündeminde. Yeni düzenleme yasalaşırsa disiplin, müvekkil koruması ve sır saklama denetiminin nasıl sağlanacağı en kritik teknik soru olarak öne çıkar.

Bu tartışma KVKK ve veri koruma ile ilgili nasıl bağlanıyor?

Yabancı yapıların müvekkil verisini yurt dışındaki merkez sunucularda işlemesi olasıdır. Bu durumda KVKK'nın yurt dışı aktarım rejimi ve müvekkil aydınlatması ek bir uyum yükü doğurur. Kim hangi koşulda veri işliyor, sorusu hem rekabet hem hukuk açısından önemli olacak.

Sonuç

5 Mayıs 2026 tarihli kanun teklifi, avukatlık mesleğinin yapı taşlarını yeniden gündeme getiren önemli bir tartışmayı başlattı. Mütekabiliyet ilkesi, faaliyet alanı sınırı ve denetim çerçevesi gibi konular yalnızca teknik düzenleme meselesi değil; mesleğin bağımsızlığı, yargının kurucu unsuru olma niteliği ve Türk avukatların uluslararası pazardaki konumu açısından stratejik başlıklar.

Bu tartışmanın sonucu ne olursa olsun, bürolar için bir gerçek değişmiyor: Operasyonel disiplini güçlü olan, dosya ve müvekkil süreçlerini sıkı yöneten, vekalet ücretini ve süreleri kaçırmayan bürolar her senaryoda daha güçlü konumda. Hukuk Bilgi Sistemi, Türk avukatlık pratiğine özel olarak tasarlanmış bir yönetim altyapısıyla bu disiplini günlük rutininize işletmek için yanınızda olmayı amaçlıyor.

Sıkça Sorulan Sorular

Kanun teklifi yasalaştı mı?

Hayır. Teklif 5 Mayıs 2026'da TBMM'ye sunuldu ve komisyon süreci başladı. Genel Kurul ve sonraki aşamalar tamamlanmadan teklif yasalaşmış sayılmaz; metin de süreçte değişebilir.

Yabancı bir hukuk firması bugün Türkiye'de dava açabilir mi?

Mevcut Avukatlık Kanunu m.44 çerçevesinde yabancı avukatlık ortaklıkları yalnızca yabancı hukuk ve milletlerarası hukuk danışmanlığı verebilir; Türk hukukunda dava açma ve duruşmaya katılma yetkisi yoktur. Bu sınırın değişmesi için kanun değişikliği gereklidir.

Mütekabiliyet kaldırılırsa Türk avukatlar yurt dışında çalışma hakkı kazanır mı?

Hayır. Mütekabiliyetin tek taraflı kaldırılması, Türk avukatlara yurt dışında otomatik bir hak tanımaz. Yabancı ülkelerin kendi düzenlemeleri uyarınca Türk avukatların pazara girişi belirlenir.

Solo avukat olarak süreçte ne yapabilirim?

Baronuzun komisyon ve çalışma gruplarına katılarak görüş bildirmek önemli ilk adım. Aynı zamanda büronuzun dava, müvekkil, sözleşme ve vekalet ücreti yönetimini dijital olarak sıkılaştırmak, her senaryoya hazırlıklı olmanızı sağlar.

Yabancı ortaklığın disiplin denetimi nasıl olacak?

Mevcut düzende yabancı ortaklıkların kendisi için baroya kayıt zorunluluğu aranmaz; bu yapısal eleştiri TBB'nin de gündeminde. Yeni düzenleme yasalaşırsa disiplin, müvekkil koruması ve sır saklama denetiminin nasıl sağlanacağı en kritik teknik soru olarak öne çıkar.

Bu tartışma KVKK ve veri koruma ile ilgili nasıl bağlanıyor?

Yabancı yapıların müvekkil verisini yurt dışındaki merkez sunucularda işlemesi olasıdır. Bu durumda KVKK'nın yurt dışı aktarım rejimi ve müvekkil aydınlatması ek bir uyum yükü doğurur.